Bazen Sen o kadar bensin ki, sanki ben Senin içinde ufak bir noktayım… Ya da ben aslında yokmuşum da sadece Senin düşüncelerinde oluşturulmuş bir hayalmişim… Bazen Sen içimde o kadar çoğalıyorsun ki, engel olamıyorum sevmelere. Bazen de o kadar bulanıklaşıyorsun ki anlayamıyorum aslında var olup olmadığını. Her gün gözümü açar açmaz “ Bugün Onu nasıl seviyorsun?” diye soruyorum kendime. Eğer mavi seviyorsam günüm sıradan insanların maviliğinde geçiyor. O zaman Seni bir bebeğin mavi gözlerinde seviyorum. Onun gülüşü ile gülüyorum ve onun karnının acıkması ile hasret duyuyorum Senin kokuna. Dünyanın neresine gidersem gideyim mavi sevebilirim Seni çünkü, bir bebek dünyanın her yerinde bebektir ve bir bebek güldüğünde dünyanın öbür ucunda benim Sana olan sevgim güçlenir.
Eğer pamuk seviyorsam Seni, o zaman her şey yolunda gider. O gün Sen bir pamuk ninenin ellerindesindir ve o eller öpülmeye değerdir. Seni pamuk sevmek demek bulutlara bakıp bakıp her bulutun şeklinde Seni görmek demek. Ben Seni pamuk sevdiğimde bilirim ki Sen de beni seviyorsundur. Ama her zaman pamuk sevemem Seni. Çünkü bahardan kalma günlerden birinde karlar erir ve Senin beni sevmelerin kar suyuna karışır, döner bana geri gelir.
Eğer Seni gece seviyorsam işte o zaman buruk bir gülümseme oturur dudaklarıma. Gece; bir battaniyedir sevenlerin üstüne ve yalnızca gece anlar sevilenlerin nasıl sevildiğini. Birisi birisini gece seviyorsa, çok uzaklardan bir rüzgâr eser. Bir yusufçuğun kanatlarından, bir yağmur damlası düşer ve gözyaşı olur sevenin kalbinde. Eğer birisi birisini gece seviyorsa, sevilen giden olmuştur, seven ise kendini bir çift kara gözde bulmuştur. Bazen Seni gece seviyorum sevgilim. Sen gidiyorsun düşlerimden, ben kendimi bulamıyorum.
Dünyanın benim tarafı gece iken, Sen günlük güneşlik yaşıyorsun. Sevmelerden aciz olsan da sevilensin. Ama üzgünüm sevgilim, dünya döndükçe, bir gün Sen de gece seveceksin…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder