21 Mart 2012 Çarşamba

Başlığı olmayan hikaye-1

Sadece "Çok endişelenmiştim!" diyebildi. Bu iki kelime bütün olayların özürü anlamını taşıyordu aslında. O an "Çok endişelenmiştim!" demek, "Affet" demekti. Oysaki "Affet", tek kelime ile ifade edilmesi daha kolay bir anlatım sağlıyordu olaylara. Kalbini kandıran kız, "Çok endişelenmiştim” in o an ki anlamını bilse de oralı bile olmadı. O da sadece kafasını çevirdi. Kendine saklı çocuk, bunu "Umurumda değil" diye tercüme etti kendi diline. Oysa kız "Seni üzmemek için öyle davranıyordum ve davranmaya da devam edeceğim." diyordu içinden. Keşke, kalbini kandıran kız içinden söylediği tüm kelimeleri dışarı yansıtsaydı. Tüm o kafa çevirmelere rağmen “Sana sadık kalacağım." dedi kendine saklı çocuk, şansını son bir kez daha denemek istermişçesine. Kalbini kandıran kız bu sefer kafasını çevirmekten çok daha ağır olan sözler sarf etti. "Bana güvenme." dedi, kendine saklı çocuğun içindeki en hassas umudu kırarak. "O zaman seninle konuşmamın hiçbir anlamı yok." dedi çocuk. O da kızı kırmak, incitmek, canını acıtmak istiyordu, ne var ki bunu yapamayacak kadar çoktu sevgisi. Kız ilk defa içinden söylediklerinin çok azını dışa vurdu: "Seni incitmek istemiyorum. Sadece dürüst olmaya çalışıyorum.". Gerçekten de bu sözler kızın o an hissettikleriydi. Ama o an söylenecek her söz çocuğu incitirdi. İncindi çocuk. Hem de hiç ummadığı bir anda, hiç ummadığı bir kişi tarafında. Kız "Bana güvenme" diyordu. Çocuk ona güveneli çok olmuştu. O kadar incinmişti ki çocuk... "Bu bizim son konuşmamız olacak. Seni hayatımdan sileceğim." dedi. Asıl amacı gerçekten kızı hayatından silmek miydi? Yoksa gözdağı mı vermeye çalışıyordu? Belki de deniyordu kızı? Belki hepsiydi, belki hiçbiri. O an ki gerçek olan tek şey ikisinin de içine akıttıkları gözyaşlarıydı. Keşke içlerine değil, birbirlerine akıtsalardı o nazik gözyaşlarını. Çocuk "Bu son" dediğinde kız biliyordu ki bu gerçekten sondu ve asla bir son yoktu. Ve kız yine biliyordu ki söyleyeceği tek bir kelime dahi kaderlerini sonsuza kadar değiştirecekti. Yine de vazgeçmedi oynamaktan. Yorulmuştu, ama şimdi vazgeçerse ileride daha çok pişman olurdu. O yüzden "Kararlarına saygı duyuyorum. Peki, son sözlerimi söyleyebilir miyim?" dedi. İşte yine içi başka, dışı başkaydı. Hâlbuki içindekileri söyleseydi... "Bana öğrettiğin her şey için teşekkürler." diye başladı son söz dediği anlamsız ama aslında bir o kadar da anlam dolu kelimelere. Ve "Sana hiçbir zaman yalan yalan söylemedim." dedi ardından. Hâlbuki bu cümleyi sarf ederken bile yalan söylüyordu. Durdu, düşündü. Bu yalanlar onun içindi diye ikna etti içini. "Bana ne zaman ihtiyacın olursa burada olacağım." Biliyordu, çocuğun bir gün ona ihtiyacı olacağını ama asla ondan yardım istemeyeceğini. Kız da şansını deniyordu sonuçta. "Son bir cümle daha" dedi ve o güne kadar ne varsa ifade edilebilecek, o üç kelimeyi söyledi "Seni gerçekten sevdim."...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder